DisLike

0
Behzat Ç. kimdir?


Behzat Ç. Cinayet masasında bir polis. Akademiden 1985 yılında mezun olmuş. Sınıf arkadaşı mesleğinde en üst mevkiiye yükselirken o aldığı cezalardan dolayı hep aynı yerde kalmış. Çünkü Behzat Ç. yazılı adalete karşı çıkıyor. Kanun onun umurunda değil! Onun için varsa yoksa vicdan. Özel hayatında yaşadığı travmalar iş hayatını doğrudan etkiliyor.O yüzden belki de bu kadar tutarsız. Hayatta hiç kimseye özellikle kadınlara güvenmiyor.Tek güvendiği insan kızı Berna...

Erdal Beşikçioğlu’na göre Behzat Ç.: Hayata karşı işlenen suçlar uzmanı.

Genel Yönetmen Serdar Akar’a göre Behzat Ç.:En güzel karakterlerden bir tanesi. Çok başarılı yazılmış bir polis karakteri. Bu projede olmamın sebebi Behzat Ç. karakterinin varlığı.

Yönetmen ve Görüntü Yönetmeni Zekeriya Kurtuluş’a göre Behzat Ç.: Aşırı derecede mesleki deformasyonları olan bir karakter. Kendi sağduyusu, vicdanı var. Ama yaşadığı ağır travmalardan dolayı seyirci yaptıklarını sorgulayacak.

Yönetmen Doğan Ümit Karaca’ya göre Behzat Ç.: Şahsına münhasır bir karakter. Bir Ankara klasiği…

Yapımcı Tarkan Karlıdağ’a göre Behzat Ç.: Algısı normal insanların dışında. Bir şeyleri düzeltmeye çalışırken bozuyor. İyi niyetli ama algılama problemi var. Hayatı algıladığı gibi yaşamaya çalışıyor. 80 – 90’lardan kalma bir karakter. Günümüzde böyleleri yok.

Senarist Ercan Mehmet Erdem’e göre Behzat Ç.: Üzerinde baskıyı hiçbir zaman kabullenemeyen bir karakter. Hiyerarşik düzeni kabul etmiyor. Onun için önemli olan kendi kuralları kendi kanunları.





Vicdanının sesini dinleyen kahraman
Emrah Serbes’in polisiye romanından uyarlanan dizi ‘Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’nde başkomiser Behzat Ç.’yi canlandıran Erdal Beşikçioğlu ile dizi setinde buluşup Hakkari Yüksekova’daki askerliğinden konservatuvar günlerine derin bir muhabbet yaptık. İşte gerçek bir Ankaralıdan Ankaralı kahramanıyla ilgili ipuçları...

Dört hafta önce başlayan ve sessiz sedasız reyting listesinin üst sıralarına tırmanan bir dizi var; Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi. Emrah Serbes’in romanından uyarlanan dizide Behzat Ç’yi, daha önce Vali Recep Yazıcıoğlu’nu oynayan Erdal Beşikçioğlu canlandırıyor. Dizinin yayınlanan dört bölümünde seyirciyi avucunun içine alan, hatta hakkında “yeni Yılmaz Güney” yorumu yapılan Beşikçioğlu ile Ankara’da dizi setinde buluştuk. Karşımda oynadığı karakterden ötürü serseri mayın, yarı deli, konuşmaktan sıkılan birini bulmayı bekliyordum, yanılmışım. Alçakgönüllü, oynadığı rolle bütünleşen ama kaptırmayan, kendi söylemiyle “anarşist ruhlu” bir adam buldum.

■ Köprü’deki rolünüzde sistemi, Behzat Ç.’deki rolünüzde ise adaleti eleştiriyorsunuz Erdal Beşikçioğlu, bu durumdan ne kadar memnun?

Çok memnunum. Muhalif olmak her daim iyidir. Aktif olarak muhalif bir adamım. Muhaliflik her daim taze kalmayı sağlar. Ama neler yaptığımı söyletmeyin bana şimdi.

ANKARALILAR SİSTEMİ SORGULAR

■ Behzat Ç., nam-ı diğer Ankaralı komiser, Türk seyircisine adeta güç verdi. Ankara’yı ideolojik olarak diriltti. Siz de rolünüzün hakkını çok güzel veriyorsunuz doğrusu. Kasımpaşalılığa karşı Ankaralılığı dayatıyorsunuz adeta. Size göre nasıl bir adam Behzat Ç.?
Ankaralılara kimse Kasımpaşalılığı dayatamaz. Dayatılsa da Ankara buna izin vermez. Önemli olan kişinin nereli olduğu değil, sistem karşısında gösterdiği tepkidir. Ankaralılar başkentli olmalarından dolayı sistemi her daim sorgulayan, kontrol eden insanlardır. Açık gördükleri anda direkt tepki verirler. Son zamanlarda Ankara halkı sansürleniyor, İstanbul başkentmiş gibi gösteriliyor. Behzat Ç. de sisteme karşı çıkan bir adam. Hayatta kaybetmiş, haksızlıklara karşı mücadele etmeyi düstur edinmiş biri. Bir vicdanı var. Askeriyeden atılmış, polis olmuş. Kendi de ekibi de Ankaralı. En sevmediği şey, Avrupa Uyum Yasası.

■ Kadınlara hiç güvenmiyor Behzat Ç., neden?
Niye güvensin kadınlara. İlk karısı banka müdürünün kızı, hortumlarla büyümüş bir hanımefendi. Behzat Ç.’de aldığı polis maaşı ile evini kendisi geçindirmek istiyor. Eve her daim baba parası girince evlilikleri yürümüyor. Eski eşi de gidip bir psikologla birlikte oluyor. Mahalleden sevdiği bir kız var ama o da polis olduğu için Behzat Ç.’yi reddetmiş. Tek güvendiği insan kızı. Ama o da intihar etti.

■ Kızı öldükten sonra onu hayata bağlayan ne kalıyor?
Behzat Ç. kızının öldüğünü kabul etmiyor. Yarı psikopat gibi görünmesinin en büyük nedeni bu. Kızının öldüğünü biliyor ama o fotoğrafı beyninden siliyor. Kafasında olup bitenleri dizi ilerledikçe siz de göreceksiniz. Onu hayata bağlayan haklının hakkını korumak için mücadele etmesi.

SIRA BEKLERKEN BU KIZLA “BERABER OLACAĞIM” DEMİŞTİM, KARIM OLDU

■ Eşiniz Elvin Beşikçioğlu da sizinle aynı dizide rol aldı.
Biz Elvin’le konservatuvara giriş sınavlarında tanıştık. O da Devlet Tiyatroları’nda oyuncu. Sınav sırası beklerken arkadaşlarıma dönüp “Bu kızla beraber olacağım” demiştim. Karım oldu. 11 yaşında bir kızımız var.

■ Behzat Ç.’nin kızının öldüğü sahneden nasıl etkilendiniz?
Dört bölüm çektik. Benim için en fena sahne oydu. Nasıl çekeceğimi aylarca düşündüm. Serdar Akar’ın kurduğu mizansen beni de seyirciyi de gerçek duyguya taşıdı diye düşünüyorum. Dizide gerçekten zor sahneler var.

■ Dizideki rolü kabul etmenizde adaletin şu anda içinde bulunduğu durumun etkisi var mı?
Var tabii, olmaz olur mu? Oldukça mıncıklanmış bir sistemin içine sürükleniyoruz ve “Ya ne oluyor bir dakika” demek gerekiyordu. Bu yüzden senaryo karşıma geldiğinde “Hayır” demedim.

SAN FRANCISCO SOKAKLARI’NI KAÇIRMAZDIM

■ Polisiye film sever misiniz?
En sevdiğim polisiyeler Chuck Norris filmleriydi. San Francisco Sokakları’nı kaçırmazdım. Magnum’a takılmıştım.

■ Çekimler Ankara’da ama siz zaten Ankara’da yaşıyorsunuz değil mi?
Aynen öyle. İstanbul insanı çok çabuk tüketen bir şehir. Ankara’da hayat başka türlü akar. Babam memurdu. Burada doğdum. İlkokulun bir kısmını burada okudum, liseyi ve konservatuvarı da Ankara’da bitirdim. Sonra Diyarbakır’a gittim. Dört yıl devlet tiyatrosu sanatçısı olarak Diyarbakır’da yaşadım. Askerliğimi Hakkari Yüksekova’da yaptım.

■ Dağda savaştınız mı yani?
1998 yılında asteğmen oldum, tim komutanıydım. Savaştım tabii. Arkadaşlarımın öldüğünü de gördüm. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim.

■ Nefes filmini beğendiniz mi?
Çok beğendim. Bire bir gerçeği yansıtıyor. Hatta orası öyle bir cehennem ki filmde anlatılandan fazlası vardı.

Yılmaz Güney’e benzetilmek gurur verir

■ Senaryo bazen sizi de şaşırtıyor mu?
Emrah Serbes akıcı yazan bir arkadaş. Romandaki detayları bir tek Ankaralılar bilebilir.

■ Behzat Ç.’nin yükselememesini neye bağlıyorsunuz?
Tabii ki sisteme karşı olmasına. O işini para kazandığı için yapmıyor ki. Vicdanı ile hareket ediyor. Çocuklar organ mafyasının eline düştüğü zaman kurtarmak için emir beklemiyor. Vicdanı ne söylerse onu yapıyor.

■ Sizin için söylenen “Yeni çirkin kral” tanımlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yılmaz Güney’e benzetilmek haddim mi? Yakıştıranlara teşekkür ederim ama bunun düşüncesi bile utandırıyor beni.

■ Ankaralı Başkomiser Behzat Ç.’nin insanların içinde “umut ışığı” doğurmasına seviniyor musunuz yoksa bu durumu trajikomik mi buluyorsunuz?
Ne kadar zor bir soru bu. Yarattığımız karaktere ters düşecek şeyler de söylettirebilirsiniz. Dört dörtlük bir adam değil Behzat Ç. Vicdanı ile yaşayan bir adam ne kadar doğru davranabilir ki. Hata yapmaya çok açık biri. Dürüst olduğu için bir umut ışığı doğurmuş olması muhtemel.

■ Hanefi Avcı, kitabında Emniyet Teşkilatı’nda ciddi bir cemaatleşmeden bahsediyor. Behzat Ç. bu anlamda bir ışık yakmış olabilir mi?
Taraf tutmadığı, sisteme her daim muhalif bir adam olduğu için bir ışık yakmış olabilir. Behzat Ç., kendisini dar bir çerçeveye oturtmak isteyen herkese karşı. Kitapta benim en sevdiğim sözü, polislere “faşistler” diyen birine söyledikleriydi; “Faşistler değil, cinayet masası”.

Mağrur değil mağduru oynuyorum

■ Hem mağdur hem de mağruru oynamanın zorlukları neler?
Behzat Ç.’nin mağrur olduğunu düşünmüyorum. Bence mağduru oynuyorum. Serdar Akar’la konuşurken çıktı karakter. Daha rolün hakkını verebilmiş değilim.

■ Sizi Bir Delinin Hatıra Defteri oyununda seyreden bir daha unutamıyor. Hâlâ sahneleniyor mu oyun?
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde sahneliyoruz oyunu. Kapılarımı kapatıp perdelerimi indirip hastalıklı bir durumda oynamaya çalışıyorum. Beklerim.

■ Serdar Akar’la çalışmak nasıl?
Barda filminde tadı damağımda kalmıştı. Devamı bugüneymiş. 10 numara adam Serdar.

■ Kurtlar Vadisi Filistin filminde de oynuyorsunuz değil mi?
Film vizyona girince konuşuruz ama orada Mavi Marmara gemisinde İsraillilere bakıp “Haydi saldırın” diyen komutanı oynuyorum.












Vosvos hikayesi



"Vosvos sahibi olmanın bazı kuralları vardır. Vosvoslara isim takılır, adettendir. Başka bir Vosvos gördün mü selektör yapacaksın. Sağlam arabalardır, deviremezsin, o yüzden tosbağa derler. Genelde ihtiyaçtan ötürü elden çıkarılır. Bunları alması kolaydır da satması zordur. Az yakar, karizması yeter zaten!"

Vosvos falı nedir?

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi'nde kahramanımız Behzat Ç.'nin kızı Berna'nın falı. Bir dilek tutup, 99 tane kırmızı vosvos sayıp bitirdikten sonra günün gecesinde 10 tane de yıldız sayarak dileğinin gerçekleşmesini bekliyor...



Mantığı olan Türk polisiyesinde oynuyoruz

Polislerin ´erkek dünyasına´ sessizce sızan iki güzel kadın...

Star TV ekralarında izlediğimiz Behzat Ç. Ankara’nın gri havasında bir polisin hayatını bizlere anlatıyor. Dizi Emrah Serbes’in kitabından uyarlama, o yüzden senaryo yazarın mantığına göre işliyor. Polisiyenin kilit kadın karakterleri Canan Ergüder ve Ayça Varlıer aynı fikirde birleşiyor, “Kitaptan uyarlandığı için çok sağlam bir alt yapısı ve matematiği çok iyi çözülmüş bir senaryo. Kısacası mantığı olan bir Türk polisiyesinde oynuyoruz.”

Ekranlardaki polisiye dizilerden Behzat Ç.’yi ayıran özellikler neler?

Canan Ergüder: Behzat Ç.’nin içinde kesinlikle bir duygu var. Bunun nedeni ise Türk bir yazarın eserinden bir uyarlaması olması. Özenti bir dizi değil. O yüzden başka polisiyelerle karşılaştıramıyorum. Ankara’ya ait olması da çok özel. Ankara’nın rengi içine işliyor ve o his bütün diziye yayılmış durumda.

Ayça Varlıer: Dili çok kuvvetli. Kitaptan uyarlandığı için çok sağlam bir alt yapısı var ve matematiği çok iyi çözülmüş bir senaryo. Ankara’da çekildiği için de farklı bir jargonu var.

Ankara’nın seyirciye hissetirdiğini tam olarak nasıl tarif edebilirsiniz?

Canan E.: Hem seyirci hem de oyuncu böyle bir Türk dizisine açtı. Bizim dizide üslup farklılığı da var. Ankara’nın renklerinin ve özelliklerini yansıtıyoruz. Hollywood senaryolarının özentisi değil. Türk hikayesi anlatıyoruz ve belli bir mantığı var.

Genellikle polisiyelerde kadın ya seks objedir ya da yan karakter... Burada kadınların gücünü nasıl hissediyoruz?

Ayça V.: Kadın figürleri yan karakterler gibi gözükse de aslında Behzat Ç.’nin ekseninde dönen olayların, nedenleri olacaklar. Öğretmeni canlandırıyorum ve Behzat’ın bitmemiş bir aşkının devamını yaşatacağım. Özellikle bizim ilişkilerimizde çok yarış ve ego çarpışması var. Kızını da kaybettikten sonra bütün kadınlara karşı olan güvenini de yitiriyor. Çünkü tek güvendiği kadın karakteri kızıydı.

Canan E.: Savcıyı canlandırıyorum. Kitapta savcı erkek rolünde ama dizide kadın olarak görüyorsunuz. Feminen olmasına rağmen maskülen de bir karakter.

Canan Ergüder: Karakteri çözmek için adliyeye gittim

Kitaptaki hayal ettiğiniz dünyayla ekrandaki dünya birbiriyle örtüşüyor mu?

Canan E.: Kesinlikle örtüşüyor. Tek farkı, başladığımız mevsim. Karanlık kış günlerinde geçiyor. Diziye de baktığınız zaman Behzat Ç.’nin psikolojisini yansıtan renkler var.

Ankara polisiyesi değil de İstanbul polisiyesi diye anılsaydı bambaşka bir hikaye ile mi karşılaşırdık?

Canan E.: Bir kere kültür farklı... Ayrıca politik olarak da değişik. Ankara başkent onun verdiği ciddiyet, İstanbul kozmopolit ve her rengi içinde barındıran bir şehir.

Sonu belli olan bir hikayeyi oynamak zor değil mi?

Ayça V.: Birinci kitapta olup biteni birinci bölümde işledik. Tabii, kitabın dışına da çıkılacak. Çünkü ikinci kitapta Behzat Ç. akıl hastanesine gidiyor ve hiç konuşmuyor. Sözsüz bir olayı bölümlerce izleyiciye anlatamazdık.

Rolünüze hazırlanırken bir savcı ile konuştunuz mu?

Canan E.: Özellikle Bakırköy Adliyesi’ne gittim ve bütün gün cinayet davalarına katıldım. Bayağı notlar aldım. Cinayet mahalline gidebilmek istiyorum. Bayan bir savcıyla konuşma fırsatım oldu. 110 savcı arasında tek kadın... Tanıştığım kadın savcı, Behzat Ç.’de izlediğiniz gibi sert bir kadın değildi... Ve bana şu öğüdü verdi, “Karakterini canlandırırken kadın olduğunu asla unutmayacaksın.”

Karakterlerin hepsini ilk bölümde servis etmediniz. Yavaş yavaş diziye dahil oluyorlar...

Ayça V.: Evet, birinci bölümde savcı, ikinci bölümde ise Bahar karakteri ile karşılaştık. Şimdi ise pavyonda sahne alan Gönül ile karşılaşacaksınız. Behzat’ın hayata dönmesi için Bahar kilit karakter olacak. Polislerin kendine has bir erkek dünyası var. Ama bu dizideki erkek dünyasının içinde kadınların etkisini çok fazla hissedeceksiniz.

Canan E.: Savcı, Behzat Ç.’nin arkasında duruyor ve onu kolluyor. Bunun nedenleri de yavaş yavaş ortaya çıkacak.

Kendi hayatınızla bağdaştırdığınız sahneler oluyor mu?

Ayça V.: Senaryo 10-20 bölüm işlendikten sonra ortak yönlerimizin elbet çıkacağını düşünüyorum. Gümüş dizisinde oynarken devamlı, “Aman Tanrım aynı şeyleri yaşamışız” dediğim oluyordu.

Ayça Varlıer: Yeni bir albümüm çok yakında

Dizi dışında sizi sevenler sizi nerelerde görecekler?

Canan E.: Bu sezon İKSV Salon sahnesinde Bomba ve Bayrak oyunları devam edecek. Yeni bir oyun yapabileceğimi düşünüyordum ama dizinin programıyla uyuşmayacak.

Ayça V.: Albümüm çok yakında çıkacak. Şarkıcılık kimliğimi de geliştirmek için bir çaba sarf ediyorum. 11 besteden oluşan albümde 2 parça bana ait. İki tiyatro oyunum devam ediyor.

Röportaj : Eda Solmaz



---------- Post added at 01:00 PM ---------- Previous post was at 12:55 PM ----------

"Anti Kahramanı Oynamak Çok Zordur !"
"ANTİ KAHRAMANI OYNAMAK ÇOK ZORDUR!"

- Behzat Ç. dizisi için size neler evet dedirtti?

Erdal Beşikçioğlu: Öncelikle şu ana kadar okuduğum en iyi polisiye dizi senaryosu. Emrah Serbes’in yazdığı iki kitaplık koca bir Behzat Ç. analizi var. Ne oynayacağınızı biliyorsunuz. Kaldı ki 'Adam Film' de işin içinde olunca, bütün bunlar projeye evet dememe neden oldu.


- Rolünüzle ilgili acabalarınız oldu mu hiç?

Erdal Beşikçioğlu: Hayır, hiç acabalarım olmadı. Anti kahraman oynamak çok zordur. Ve bir o kadar da keyifli. Acabaları düşünmeden sadece role odaklanmam gerekiyordu öyle de oldu.


- Behzat Ç. nasıl bir karakter?

Erdal Beşikçioğlu: 'Hayata karşı işlenensuçlar uzmanı' olarak özetlemiş Emrah Serbes. Cinayet masasında bir komiser. Kendi doğrularından asla vazgeçmiyor. Vicdanı adalet duygusunun şirazesi.


- İlerleyen bölümlerde Behzat Ç.'de değişiklikler olacak mı?

Erdal Beşikçioğlu: Bilmiyorum, bunu dizinin yazar ve yönetim kadrosuna sormak lazım.


- Rolünüze nasıl hazırlanıyorsunuz? Görüntü v.s için ne gibi hazırlık süreci geçirdiniz?

Erdal Beşikçioğlu: Okunacaklar okunuyor, seyredilecekler seyrediliyor. Rolüm için ne hazırlık yapmam gerekiyorsa yapıyorum.


- Çekimleriniz nasıl geçiyor? Zorlandığınız sahneler oluyor mu? Bir de neden Ankara'da çekiliyor?

Erdal Beşikçioğlu: Gayet keyifli geçiyor. Ben Ankara'da yaşıyorum. Ama zaman zaman öyle mekanlara giriyoruz ki ben bile şaşırıyorum. Ankara’yı yeniden keşfetmek çok keyifli. Behzat Ç.’de kolay sahne yok ki. Hep enerjinizi ve algınızı yukarda tutmak gerekiyor. Ama en zorlandığım sahne 1. bölüm final sahnesiydi, yüreğimi parçaladı. Ankara polisiyesi olduğu için Ankara’da çekiliyor...



- Zengin bir oyuncu kadrosuyla çalışıyorsunuz, en iyi kiminle anlaşıyorsunuz?

Erdal Beşikçioğlu: Dizide rol alan genç arkadaşlarla…


- Polisiyede rol almanın zorlukları oldu mu?

Erdal Beşikçioğlu: Herhangi bir zorluğu olmadı.


- Diziyle ilgili çevrenizden nasıl geri dönüşümler alıyorsunuz?

Erdal Beşikçioğlu: Özellikle polislerin yorumunu çok merak ediyorum. Size nasıl Bir anti kahramana göre gayet olumlu tepkiler alıyorum. Ama polis arkadaşların yorumu da bende saklı kalsın.


- Tiyatro ya da sinema projeniz var mı şuan?

Erdal Beşikçioğlu: Tiyatroda 3 senedir oynadığım “Bir Delinin Hatıra Defteri” devam ediyor. 21 Ocak’ta da yeni filmimiz vizyona girecek.


- Dizi dışında kendinizi dinlendirmek için neler yaparsınız?

Erdal Beşikçioğlu: Derin’le (kızım) vakit geçiriyorum. Öğrendiklerini benimle paylaşması çok hoşuma gidiyor...


- Eşinizle aynı projede olmak nasıl?

Erdal Beşikçioğlu: Elvin’le ben konservatuar 1 . sınıftan beri beraberiz. Okulda sınavlara beraber hazırlanırdık. Tiyatroda da beraber bir çok projede görev aldık. Yani öyle merak uyandıracak bir tarafı yok bizim için. Beraber oynarken çok eğleniyoruz ama.


"CİNAYET DURUŞMALARINA GİRDİM"

-Diziye başlarken size neler evet dedirtti?
Canan Ergüder: Beni en başta ikna eden senaryoydu. Sonunda insanlarin normal hayatta konuştuğu gibi yazılmış bir senaryo çıkmıştı karşıma. Bunun dışında Serdar Akar ve Tarkan Karlıdağ'la birlikte çalışmak benim için önemli bir noktaydı. Onlara saygım sonsuz. Böyle bir işi hayal ettikleri gibi sürdürmeye devam ediyorlar. Ayrıca arkadaşlarım Erdal Beşikçioğlu, Ayca Varlıer ve Ege Aydan gibi isimleri de duyunca benim için reddedilmemesi gereken bir iş oldu. Televizyonda saygı duyabildiğin bir iş yapmak çok zor. Bunun olabilmesi için de kafadengin insanlarla çalışmak şart.

O zaman ekip ruhu çıkıyor ortaya. Serdar Akar ve Tarkan Karlıdağ onlarla ilk buluşmamda bana bu hissi verdi. Sonra bana bazı kilit bilgiler verdiler. Mesela sesli çekim olacaktı. Çekimler fotoğraf makineleriyle olacaktı. 3 kamera olacaktı. Bu sıraladıklaromın hepsi diziyi otomatik olarak farklı bir çıtaya yerlestiriyor. Ondan sonra evet demek cok kolaydı. Ayrıca kendime belirlediğim kistas da bu. Ben saygıdeğer işler içinde oynamak istiyorum. Bir şeyleri farklı yapan. Behzat Ç. de boyle bir iş işte.


-Daha önce sizi polisiye dizilerinde görmedik. Şimdi bir polisiyede rol almak nasıl bir duygu?

Canan Ergüder: Polisiyeler hep ilgi alanıma girmiştir. Özellikle gerçek cinayet haberleri ile ilgili ciddi bir kütüphanem var. Dolayısıyla karşıma çıkınca da çok mutlu oldum. Ayrıca yeni bir alan hakkında bilgi sahibi olmak, kendini geliştirmek de bu işin bir parçası. Bu da beni heyecanlandırıyor.



- Savcı Esra nasıl bir karakter?

Canan Ergüder: Savcı Esra aslında duygusal bir kadın. Savcı Esra işine tutkuyla bağlı ama evli bir kadın. Bir kadın için "normal" kabul edilen sosyal beklentilerden yola çıkarsak, örneğin, evlenip, aile kurmak gibi... Cumhuriyet savcılığı, bir kadın için zor bir meslek. Günün her saatinde işinize koşuyor olabilirsiniz. Bunu yapan kadınlar var mı? Elbette ama çok az. Daha cok kadın hakimimiz var Türkiye'de.

Savcı Esra da erkekler dünyasının hükmettiği bir mesleğin içinde hırsı, azmi ve tutkusuyla bir yere gelmiş bir kadın. Aynı zamanda biraz da Doğrucu Davut. Bu özelliği Behzat Ç.'ye hem en yakınlaştığı hem de onunla takıştığı nokta. Aslında ikisi de aynı şeyi savunuyorlar.

Sadece farklı bakış açılarından. Aslında ikisinin de ortak yanı belki de hayatlarının bir noktasında hissetmis olabilecekleri idealist ütopyalarinin asla ulaşamayacak olması ve bunun hayal kırıklığını hergün hissetmek. Bunun için Savcı Esra evli olsa da yalnız bir kadın. İşi her zaman ön planda. İşinin kendini gerektiğinden fazla temsil etmesine izin vermiş.



- Rolünüze nasıl hazırlanıyorsunuz?

Canan Ergüder: Bizim hukuk danışmanımız bana son derece yardımcı oldu. Bu süreçte bana Türk hukukunu teorik olarak anlatan önemli hocalarım oldu. Danışmanımız, ayrıca, beni Bakırköy Adliyesinden Cumhuriyet Savcısı arkadaşıyla tanıştıdı. Koca bir günümü orada geçirdim. Cinayet duruşmalarına katilma fırsatım oldu. Bu benim icin çok önemli bir deneyimdi.

İnsan oradaki havayı soluyunca bile farklı bir şey kapmış oluyor. Savcıları, katipleri ve vatandaşla konuşurken görme fırsatım oldu. Ayrıca, en önemlisi oradaki tek kadın Cumhuriyet Savcısıyla göruşme ve ondan öğrenme fırsatım oldu. Bunun dışında CMK'yi okumaya devam ediyorum. Sorularım oldukça da öğretmenlerimi arıyorum.


- Diziyle ilgili çevrenizden nasıl geri dönüşümler alıyorsunuz?

Canan Ergüder: Sanırım dizinin en çok eleştirilen yanı sert dili. Sert dili zaten duyamıyoruz. Hepsi sansürleniyor. Bunu tabi ki anlıyorum ama bu dizinin dili belki de maalesef ki insanların gerçek hayatta kullandıkları ifadelerden oluyor. Genelde dizilere baktığımızda en azından benim etrafımda bütün karakterler hiç kimsenin konuşmadığı şekilde konuşuyor. En azından küfürüyle ve doğallığıyla bizim dizimiz sonunda insanlarımızın gerçek hayatta kullandığı ifadelerle ayakta duruyor.

Bu yüzden kötü eleştirisi çok ama aynı sebepten iyi eleştirisi de bol. Genelde benim aldığım tepkilerin hepsi iyi. Savcı karakterine gelen tepkilerse, Savcı Esra'nın Behzat Ç. ile didişmesini seviyor olduğu yönünde.
- Dizi dışında ilgilendiğiniz farklı projeleriniz var mı?

Canan Ergüder: Şu anda IKSV Salon'da her pazartesi saat 7:30 ve 8:30'da 15 dakikalık oyunumuz "Bomba" gösteriliyor. "Bomba"'nın 2. sezonu bu ve yüksek ilgi görmeye devam ediyor. Yazarımız ve yönetmenimiz Berkun Oya. Oyunda sahneyi paylaştığım arkadaşlarım ise Görkem Yeltan, Batur Belirdi, Bartu Küçükçağlayan ve Bülent Emin Yarar. İlerleyen haftalarda yine Berkun Oya'nın "Bayrak" adlı oyununda oynayacağım.

- Kendinizi nasıl dinlendirirsiniz?

Canan Ergüder: Kitap okuyarak, tatile çıkarak, yemek yaparak, yeni yemekler bularak, en çok da evimin için de huzurluyum.

-Sevgiliniz Tardu Flordun'la ortak bir proje yapmayı planlıyor musunuz?

Canan Ergüder: Tardu'yla tekrar birlikte özellikle tiyatroda oynamak istiyoruz. Şu an için hangi projeler olabilir diye bakıyoruz. Birlikte yazmayı da düşünüyoruz. Ama şu an için sadece bir fikir defterimiz var. Oraya not alıyoruz.

- Yaşam felsefenizi hangi cümleler özetler?

Canan Ergüder: Hayatımda prensip olarak uyguladığım tek şey "Keşke" dememek.

- Amerika'daki yaşantınızı bırakıp geldiniz, hiç orayı özlediğiniz oluyor mu?

Canan Ergüder: Amerika'da 2 şey yapmayı özlüyorum. Birincisi New York restoranlarında yemek yemek. Gerçekten envai çesit restoran var ve çok çok iyileri var. İkincisi de Amerika'nin büyük otobanlarında classic rock dinlerken araba kullanmak. Çok zevkli ve rahatlatıcı. Türkiye'de hiç kimse trafik kurallarına uymadığı için öyle zevkli araba kullanılmıyor maalesef. Bir kere devamlı tetiktesiniz. Sizin yanlışınız olmasa bile, başkasının hatasını düşünerek defansif araba kullanmak zorunda bırakılıyorsunuz. Bu zevkli değil. Onun dışında Amerika defterini kapattım. Yukarıdaki soruya bağlarsak ileriye dönük yasamayi tercih ediyorum.


MİLLİYET /TELEVİZYON




Behzat Ç.'den unutulmaz sözler!

Biz polis olmayı devletin bize verdiği Toros arabalarda öğrendik.

Bir insan rakıyı bırakmışsa içkiyi bırakmış sayılır!

Hangi müzik türü olmasa da olurdu?

Kolbastı!

Benden birşey öğrenemez susma hakkımı kullanıcam.

Siz kel kafalıların yüzde 90'ı dudak altında kıl,tüy bırakıyorsunuz, kompleksli misiniz la siz?

Seni neden öldürmedi la bu adam!

Dizi ekibinin gözüyle Behzat Ç. kimdir?

Behzat Ç. Cinayet masasında bir polis. Akademiden 1985 yılında mezun olmuş.
Sınıf arkadaşı mesleğinde en üst mevkiiye yükselirken o aldığı cezalardan dolayı hep aynı yerde kalmış. Çünkü Behzat Ç. yazılı adalete karşı çıkıyor. Kanun onun umurunda değil! Onun için varsa yoksa vicdan. Özel hayatında yaşadığı travmalar iş hayatını doğrudan etkiliyor.O yüzden belki de bu kadar tutarsız.Hayatta hiç kimseye özellikle kadınlara güvenmiyor.Tek güvendiği insan kızı Berna...


Erdal Beşikçioğlu’na göre Behzat Ç.:

Hayata karşı işlenen suçlar uzmanı.

Genel Yönetmen Serdar Akar’a göre Behzat Ç.:

En güzel karakterlerden bir tanesi.Çok başarılı yazılmış bir polis karakteri.
Bu projede olmamın sebebi Behzat Ç. karakterinin varlığı.

Yönetmen ve Görüntü Yönetmeni Zekeriya Kurtuluş’a göre Behzat Ç.:

Aşırı derecede mesleki deformasyonları olan bir karakter.Kendi sağduyusu vicdanı var.Ama yaşadığı ağır travmalardan dolayı seyirci yaptıklarını sorgulayacak.

Yönetmen Doğan Ümit Karaca’ya göre Behzat Ç.:

Şahsına münhasır bir karakter.Bir Ankara klasiği…

Yapımcı Tarkan Karlıdağ’a göre Behzat Ç.:

Algısı normal insanların dışında.Bir şeyleri düzeltmeye çalışırken bozuyor.İyi niyetli ama algılama problemi var.Hayatı algıladığı gibi yaşamaya çalışıyor. 80 – 90’lardan kalma bir karakter.Günümüzde böyleleri yok.

Senarist Ercan Mehmet Erdem’e göre Behzat Ç.:

Üzerinde baskıyı hiçbir zaman kabullenemeyen bir karakter.Hiyerarşik düzeni kabul etmiyor.Onun için önemli olan kendi kuralları kendi kanunları.



TV yazarlarının gözüyle Behzat Ç.

BEHZAT Ç. YENi FENOMEN

Star’ın yeni dizisi ‘Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’ bana göre şu yeni yayın döneminde ekrana gelen en iyi yapım. Haa reyting meyting o işler belli olmaz. Ama ‘zeka düzeyi’ ile farkını ortaya koydu. Şimdi gelelim ayrıntılara.

İçimizden biri olmuş
Genel geçer bir laftır; içimizden biri. Behzat Ç. izlerken “Ya ben de böyle davranıyorum” dedirten kareler var. Yazar, Türk polisi psikolojisini, tipleri vs. iyi tanıyor. Anladığım kadarıyla kitapta yer alan karakterler diziye iyi yansıtılmış. Tavırlar, diyaloglar...

Dizi fazla kaliteli kalabilir mi?
Bu diziyi hanımlar pek izlemez. Yani aşk meşk, çocuk aldırma, entrika vs. dizilerinden değil. Onlara biraz büyük gelir. Yani evdeki teyzeyi, gelini, kayınvaldeyi açmaz! Kanal buna göğüs gerebilir mi? Bilemem. Ama kendi izleyicisini yakalayacak ‘kült’ olmaya aday bir dizi.

Polis içinde çekişme
Behzat Ç. polis teşkilatı içindeki çekişmelere de gönderme yapıyor. TEM ile İstihbarat arasında mesela. Tam da ‘diyalogları’ ile. Bakalım bu teşkilatı rahatsız edecek mi?

Sina Koloğlu / Milliyet


ŞİVELERİ SAYMAZSAN TAMAMDIR!

Behzat Ç; Bir Ankara Polisiyesi” isimli yeni dizi pazar gecesi Star TV ekranında görücüye çıktı. Emrah Serbes’in kaleminden çıkan bir roman kahramanı olarak “Behzat Ç.” bugüne kadar diziye uyarlanmış edebiyat eseri olarak en hızlı yol alan çalışma oldu...

Bir kitap bir bölüme sığdırıldı. Bu hız iyi. Düşünsenize Yaprak Dökümü gibi beş sezona filan uzadığını. “İyi de romanı bu kadar hızlı bitirince yeni bölümlerde ne yapacaklar?” diyenler oldu. Sakin olmakta fayda var. Behzat uzun süre hayatımızda olacak gibi görünüyor; reytingler (AB izleyici grubunda zirveye oturdu) bir enayilik yapmazsa tabii... İlk bölümün günahı olmaz derler, zaten fazla da günah yoktu yazacak.

Mesut Yar / Posta


İzleyici Behzat Ç' ye umarım sahip çıkar.

Eli yüzü düzgün bir polisiyemiz oldu sonunda... Star TV'nin yeni dizisi "Behzat Ç."den bahsediyorum. "Behzat Ç.", genç yazar Emrah Serbes'in "Her Temas İz Biralar" ve "Son Hafriyat" adlı romanlarının baş karakteri. İlk bölümden izleyeni yakaladığına eminim.

Reyting listesi internetteki yorumların aksini söylese de İstanbul'un köşklü, korumalı, aptal aşık karakterlerinden sıkılanlara ilaç gibi geldiği ortada. Erdal Beşikçioğlu, yine konuşturuyor oyunculuğunu. Canan Ergüder savcı rolünde sırıtmıyor.
Beşikçioglu'nun kızını canlandıran Hazal Kaya, sevgilisini oynayan Harun Tekin de öne çıkmış. Oyuncu kadrosu iyi... İlk bölüm sinema filmi tadında heyecan verdi, arkası da gelir diye düşünüyorum.
Tarık Yılmaz / Sözcü




SuperZheraSuperZhera