-
Varsayılan Aynadaki Düşmanlar... !!!
Gelin 27 Mayıs 1960'tan bugünümüze bir göz atalım bakalım bu hikaye tanıdık gelecek mi?
29 Ekim 1923 Kurtuluş savaşının ardından Mustafa Kemal Atatürk küllerinden doğan bir devleti dünyaya ilan etti; Türkiye Cumhuriyeti...
Zor geçen yıllardan sonra çok partili demokratik hayata geçişle iktidara gelen Adnan Menderes 1958 yılında Irak, Pakistan ve İngiltere’nin katılımıyla Bağdat Paktı’nı (Ortak Savunma ve Bölgesel İşbirliği Teşkilatı) oluşturdu. Yunanistan başbakanı Karamanlis’le Kıbrıst’a birleşik devlet’in niteliği konusunda 5 Şubat 1959’da anlaşmıştı. Menderes çok kritik iki karar almıştı son toplantı için Cenevrey’e giderken 17 Şubat 1959’da Londra yakınlarında uçağı düştü ve sağ kurtuldu. 1961 yılında 27 Mayıs darbecileri tarafından idam edildiğinde Bağdat Paktı dağılmış, Kıbrıs meselesi ise tekrar çözümsüzlüğe gömülmüştü…
Menderes’in misyonu ile yola çıktığı söylenen Adalet Partisi’nin genel başkanı Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala bir otel odasında ölü bulundu ve adalet partisinde Demirel’li yıllar başladı. Menderes Ailesinin bütün isimleri şüpheli ölüm ve kazalarla siyaset sahnesinden silindi. 23 Kasım 1970 yılında Türkiye Avrupa Ekonimik topluluğu ile Brüksel Anlaşmasını imzaladı. Ankara anlaşmasının devamı niteliğindeki bu adım Avrupa sürecini sağlamlaştırmıştı. 12 Mart muhtırasıyla 1971’de hükümeti düşüren darbe süreci olmasaydı Brüksel Anlaşmasına göre Türkiye 22 Yıl sonra ortak pazara yani Avrupa birliğine tam üye olacaktı. Şiddetin bütün yurda yayıldığı günlerde 1 Mayıs 1977’de Taksim meydanındaki olaylarda kimliği belirsiz kişilerin aştığı ateşle 36 kişi can verdi. 7 Mayıs 1977’de Bülent Ecevit kontrgerilla hareket halindedir 1 mayısta parmağı vardır dedi. 29 Mayıs 1977 Ecevit İzmir Çiğlide Türkiye’de sadece 3 tane olduğu belirlenen özel bir silahla yakınındaki polis tarafından Suikasta uğramasına rağmen sağ kurtuldu. 24 Mayıs 1978’de Türkiye’de Kontrgerillayı ilk kez dava konusu yapan Savcı Doğan Öz Ankara’da öldürüldü. 12 Eylül 1981 Darbesi şartların olgunlaşmasını bekledik diyen Kenan Evren Komutasında gerçekleştirildi. Darbeyi yapanların önünde birçok sorun varken darbeden hemen sonra 20 Ekimde Türkiye vetosunu kaldırarak Yunanistan’ın Natoya dönüşüne izin verdi. Büyük bir dönüşümün öncülüğüne soyunan başbakan Turgut Özal 1988’de Genel başkanın belirleneceği Olağan Kongre sırasında uğradığı suikastten yaralı olarak kurtuldu. Suikastçı yıllar sonra her şeyi vatan için yaptık diyecekti. 1973’te Orta Asya gezisinden hemen sonra vefat eden Özal’ın Ailesi ise yıllar sonra zehirlenerek öldüğü konusundaki şüphelerini açıkladı. Aynı yıl terör, devlet, mafya ilişkilerine odaklanan ve gizli belgelere ulaştığı söylenen Gazeteci Uğur Mumcu Bombalı bir suikaste kurban gitti. İrtica karşıtı bir grup baş heyetini tetikleyen bu olayın faillerinin derin devlet tarafından devlet himaye edildiği iddiaları ortaya atılacak bir devlet görevlisi bu tuğlayı çekersek duvar üstümüze yıkılır itirafı konuşulacaktı.
2 temmuz 1993 yılında 37 kişinin can vermesiyle sonuçlanan Sivas olayları Alevi Sünni gerginliğini alevlendirdi. Bu olaydan tam üç gün sonra 5 temmuz 1993’te bu sefer Erzincan’ın Sünni Baş bağlar köyü kana bulandı ve 29 kişi katledildi. İnançlar üzerinden bir iç savaş provokasyonu yaşanıyordu. 1993’te tam gerçekleştirilemeyen oyun 12 Mart 1995’te Gazi mahallesinde sahneye konacaktı. Silahların bırakılmasının konuşulduğu günlerde 33 Erin katledilmesiyle Sabancı suikastı gibi iş dünyasında şüphe uyandıran cinayetlerle, Güneydoğudaki kardeşlik ve bütünlük yanlısı kanaat önderlerini eşi görülmemiş yöntemlerle ortadan kaldıran şüpheli bir Hizbullah yapılanmasıyla Türkiye kan kaybetti. Özal’la başlayan dünya aktörü olma rüyası zamansız bir şekilde sona ererken Türkiye tekrar kendi içine kapanacak ve iç gerilimleriyle enerjisini tüketecekti.
1996 Yılında bir otomobil kazasıyla ortaya çıkan Susurluk skandalıyla devlet, mafya, siyaset üçgeninde derin devlet yapılanması ve faili meçhuller tartışılmaya başlandı. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dendi ama teşkilat devredeydi. 1994 Refah yol iktidarıyla Statükoyu sarsan bir yenilenme gerçekleşerek siyasi aritmetik değişmiş, ancak güç dağılımında taşlar yerinden oynamamıştı. 28 Şubat 1977’de Refah yol hükümetine karşı yürütülen ve aktörleri tarafından post modern darbe olarak nitelenen 28 Şubat süreci Demokrasiyi askıya aldı. Aynı anda yaşanan ekonomik istikrarsızlık yolsuzluklarla 20’ye yakın banka 70 Milyar dolarlık zararla battı kimiside direkten döndü. 2001 ekonomik krizinin yaralarını sarmak için gönderilen sözde süper bakan Kemal Derviş’in DSP’yi bölerek yeni parti kurma hamlelerinin ardından Ecevit hükümeti dağıldı.
Adalet ve Kalkınma Partisi İktidara gelecek ve Avrupa Birliğini sürecini hızlandıracak bir programla iş başı yapacaktı. 1 Mart 2003 tezkeresi reddedilmesiyle Türkiye’den tam destek bulamayan Amerika Irak’ı işgal etti. Siyasal ve ekonomik istikrar Türkiye’nin yeniden güç prestij kazanmasına imkan sağlayacaktı. Ancak Türkiye’nin 11 Eylülü gecikmedi. 15 kasım 2003’te Sinagog 20 Kasım 2003’te İngiliz konsolosluğu ve HSCB bankalarına yönelik saldırılar ahtapotun kollarının nedenli uzun olduğunu gösterecekti. Havaya yükselen sarı duman Türkiye’nin soluğunu kesecekti. 9 Kasım 2005 Şemdinli olayları, 5 Şubat rahip Santoro cinayeti, 5 Mayıs 2006 Cumhuriyet Gazetesine saldırı, 17 Mayıs 2006 Danıştay saldırısı, 19 Ocak 2007 Hrant Dink suikastı ve 9 Temmuz 2008 ABD baş konsolosluğu saldırıları teşkilatın ayak sesleriydi. Zavallı yaratıklar gibi Atatürk’ün arkasına sığınarak Vatan adına öldürecek vatan adına güç sahibi olacaklardı… Ama bu kez her filmin sonundaki gibi mutlu sonlarını yazamadılar…
Türkiye Cumhuriyeti Anayasal Hükümetini devirmek ve demokratik dünyadan koparmak amacını güden Devlet içine Kümelenmiş illegal bir teşkilatlanmaya karşı operasyonlar başlatılacaktı. Her dönemde büyük oyunun küresel iktidar savaşlarının hedefinde olan Türkiye, kökleri geçmişin karanlığına gömülmüş, kendini bu toprakların sahibi ve kurtarıcısı sanan zavallı hayali vatanseverlerin kut sağı olmaktan kurtulmaya çalışıyor. Bu ülke maskelenmiş yüzleri, kirli ilişkileri, faili meçhulleri çözmeden özgür olamayacak. Türkiye vicdanıyla, tarihiyle ve ezberiyle yüzleşiyor.
Onlar artık son kozunu paylaşıyor...SuperZheraSuperZhera
Bu Konu İçin Etiketler
Yetkileriniz
- Konu açma yetkiniz yok.
- Cevap yazma yetkiniz yok.
- Eklenti yükleme yetkiniz yok.
- Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
-
Forum Kuralları
Yenitayfa Messenger
Bu Konuyu Paylaşın !